MİYOM KISIRLIK YAPAR MI?

MİYOM KISIRLIK YAPAR MI?
MİYOMLAR GEBE (HAMİLE) KALMAYA ENGEL MİDİR?
Miyomlar (fibroid, leiomyoma, myoma uteri, rahimde oluşan myomlar) hakkında,  miyom tipleri, tedavileri seçenekleri gibi konularda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu yazıda miyomlar ile kadın üreme fonksiyonları yani kısırlık (infertilite) arasında bir ilişki var mı, miyomlar kısırlığa enden olur mu, ne şekilde etkiler konuları tartışılacaktır.

Miyom kadınlarda çok sık rastlanan bir patolojidir. 20-35 yaş arasındadaki kadınların %20’sinde görülür. Yaş ilerledikçe, myom sıklığında artma olmaktadır. 35 yaş üzerindeki kadınların yaklaşık %40’ında myom vardır. Myomlara en çok 35-45 yaş grubu kadınlarda rastlanır. Bu durumda doğlal olarak hamile kalamama yani kısırlık problemi yaşayan kadınlarda da sık rastlanan bir durumdur myomlar. Ancak kısırlık problemi yaşayan hastalardaki myomlar kısırlık ile ilgili bir etki yaratmakta mıdır yoksa kadınlarda zaten sık rastlandığı için bu hastalarda tesadüfen rastlanmakta mıdır konusu bir çok araştırmada tartışılmıştır. Günümüzde bu konuda her konuda olmasa da bazı konularda bir görüş birliği oluşmuştur.

Toplumda bu kadar sık görülen miyomlar kısırlık (infertilite) problemi yaşayan hastaların yaklaşık %10’unda tespit edilmektedir. Ancak myom saptanan bu hastaların zaten çok büyük kısmında myom dışında kısırlığa neden olan net bir sebep saptanmaktadır. Genel olarak kısırlık hastalarının çok az bir kısmında bir myomun kısırlığın nedeni olabileceği düşünülür (kaynak).

Miyomlar ve kısırlık (infertilite) arasında saptanan ilişkiler:
Aşağıda belirtilen maddeler %100 kesin kanıt düzeyinde belirlenen durumlar olmasa da günümüze kadar yapılan araştırmaların “çoğunluğunda” saptanan ve genel olarak görüş birliğine varılan konulardır. İlerleyen yıllarda normal gebelikler, tedavi ile elde edilen gebelikler ve tüp bebek yöntemleri ile elde edilen gebelikler üzerinde yapılan araştırmalar daha net bilgiler elde edilmesini sağlayacaktır.
– Araştırmaların çoğunda rahimin dış tarafına doğru büyüyen (subseröz) myomların kısırlık konusunda problem yaratmadıkları, kadının üreme yeteneğini etkilemediği gösterilmiştir. Ancak rahimin iç kısmındaki boşluğa yani gebeliğin yerleştiği alana doğru (endometrial kavite) büyüyen myomların gebelik elde edilme ihtimalini önemli ölçüde azalttığı bildirilmiştir, bunlara submüköz myomlar denir. Myom nedir yazısında belirtildiği gibi bir de rahim duvarının içerisinde büyüyen içeriye veya dışarıya uzanım göstermeyen myomlar vardır, bu myomların ise genellikle küçüklerinin hamile kalma üzerine etki göstermediği ancak 5 cm’den büyük olanların etki gösterebileceği bildirilmiştir.

RAHİM AĞZI DARLIĞI HAMİLELİĞE ENGEL Mİ?

RAHİM AĞZI DARLIĞI HAMİLELİĞE ENGEL Mİ?
RAHİM AĞZI DARLIĞI KISIRLIĞA NEDEN OLUR MU?
(SERVİKAL FAKTÖR)

Rahim ağzı yani serviks vajina ile rahim organını birbirine bağlayan rahmin en alt kısmındaki ince uzun kısımdır. raahim ağzının içerisinden rahme doğru ilerleyen açıklığa servikal kanal denir, vajinadaki spermler bu kanaldan ileleyerek rahim içerisine ulaşır ve yumurta hücresi ile buluştuğunda gebelik (hamilelik) meydana gelir.

Rahim ağzının (serviks, cervix) görevi vajinadan rahim içerisine spermlerin geçişini sağlamak, spermlerin daha uzun süre yaşayabilmesini sağlamak ve vajinadan rahim içerisine bakterilerin geçişine engel olmaktır. Rahim ağzından salgılanan yapışkan mukus salgısı içeriye bakterilerin geçmemesini sağlarken tersine spermlerler için uygun bir ortam sağlar. Yumurtlama (ovulasyon) zamanında bu salgı daha akışkan hal alarak spermlerin geçmesini kolaylaştırır. Rahim ağzı ile ilgili bazı patolojiler sperm geçişinin zorlaşmasına neden olur, kısırlık (infertilite) sebebi rahim ağzı darlığı ile ilgili ise buna servikal faktör denir. Servikal faktör kısırlık nedenleri arasında çok düşük bir oranı kapsar, yaygın bir sebep değildir. Servikal faktör deyince rahim ağzında darlık, enfeksiyon, mukus yapısında bozukluk gibi nedenlerle spermlerin rahim içerisine geçişinde problem yaratan faktörler anlaşılır.

Aşılama işlemi ile spermler bir enjektör yardımı ile direk rahim içerisine verildiği için rahim ağzına bağlı kısırlık nedenleri ekarte edilmiş olur.  Aşılama hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

SULU ULTRASON

SALİN İNFÜZYON SONOGRAFİ (SİS) (SULU ULTRASON)
SONOHİSTEROGRAFİ (SHG)

Sonohisterografi (SHG) veya salin infizyon sonografi (SİS) diye adlandırılan işlem vajinadan ve rahim ağzından geçerek rahim içerisine uzatılan ince bir katater (2-3 mm kalınlığında bir plastik boru) yardımıyla rahim içerisine serum verilerek ultrason yapılmasıdır. Rahim içerisine steril serum (steril salin solüsyon) verilmesi nedeniyle işlem sulu ultrason diye de adlandırılır. SİS işlemi tedavi edici bir işlem değildir, sadece teşhise yardımcı bir görüntüleme yöntemidir.

SİS (sulu ultrason) işlemi hangi durumlarda yapılır?
– Kısırlık durumunda bazen rahim içerisini (endometrial kavite) ilgilendiren patolojilerin araştırılması için
– Myom, polip gibi rahim içerisinde yer kaplayan lezyonlardan şüphelenildiğinde
– Anormal uterin kanama (aşırı adet kanaması) gibi durumlarda tanıya yardımcı olmak için
– Tekrarlayan gebelik kaybı
– Rahim içi yapışıklık (asherman sendormu)
– Uterus (rahim) şeklinde anormallik şüphesi

SİS (SHG, sulu ultrason) işlemi nasıl ve ne zaman yapılır?
– İşlem için genellikle adet kanaması bittikten hemen sonraki günler tercih edilir. Çünkü bu günlerde rahim iç tabakası olan endometrium incedir. Menopozdaki hastalarda herhangi bir gün yapılabilir. Gebelerde asla uygulanamaz.
– İşlem öncesi hastanın idrarını yaparak mesanesini boşaltmak dışında bir hazırlık yapması gerekmez.
– İşlemin yapılış şekli transvajinal ultrason ile çok benzerdir. (Transvajinal ultrason veya vajinal ultrason halk arasında alttan ultrason veya vajinadan yapılan ultrason şeklinde adlandırılır) Yalnız transvajinal ultrason yapılırken spekulum (muayene aleti) takılmaz hastaya, SİS yapılırken önce spekulum takılarak rahim ağzı görülür ve katater (kanül) yerleştirilir, daha sonra spekulum çıkarılır ve vajinal ultrason probu vajimnaya yerleştirilerek işlem yapılır. Bu esnada vajinadan dışarıya çıkan kataterin ucundan rahim içerisine doğru sıvı verilir enjektör yardımıyla. Transvajinal ultrason daha iyi görüntü sağlar ancak karından (abdominal) ultrason da yapılabilir SİS sırasında.
– İşlem ağrısızdır, vajinal ultrasonda olduğu kadar hafif bir rahatsızlık duyabilir hasta. Lokal veya genel anestezi gerektirmez.
– Ortalama 5-10 dakika arasında süren kısa bir işlemdir.
– Hasta işlemden hemen sonra günlük yaşantısına ve işine devam edebilir.
– İşlem sırasında rahim içerisine çok az miktarda serum sıvısı verilir. Bunda amaç sıvı ile rahim içerisinin dolması ve genişlemesi sayesinde rahim içerisindeki patolojilerin çok daha net görülebilmesidir. Normal ultrason incelemeleri ile rahim iç boşluğundaki (endometrial kavite) patolojiler çok net izlenemez çünkü rahim içerisindeki boşluk gebelik veya kanama olmadığı zamanlarda kapalıdır. Ancak SİS sırasında verilen sıvı ile rahim iç boşluğu genişleyerek burada yer kaplayan myom, polip gibi patolojilerin net izlenebilmesine olanak sağlar.
– SİS işlemi yumurtalıkla ilgili patolojiler veya rahimin dış yüzeyinden gelişem myom gibi paatolojiler hakkında bir avantaj sağlamaz, ancak bu patolojiler de normal ultrasonda görülebildiği gibi SİS sırasında da görülebilir.